medar

listen to the pronunciation of medar
Turkish - English
Turkish - Turkish
(Hukuk) Dayanak, yardım, elverişli
(Osmanlı Dönemi) Bir şeyin etrafında döneceği nokta. Bir şeyin devredeceği, üzerinde hareket edeceği yer
(Osmanlı Dönemi) Gezegenlerin gezerken hareket noktalarının çizdiği dâire. Dünya, güneş etrafında seyrederken medar-ı senevîsi bir dâireyi andırır
(Osmanlı Dönemi) Sebeb, vesile
Neden, sebep, vasıta
Dönence
Dayanak, yardımcı
Bir şeyin etrafında döndüğü nokta
Dönence, cezir karşıtı
(Osmanlı Dönemi) sebep, vesile, yörünge, bir şeyin etrafında dolaşırken çizdikleri daire; yörünge
MEDAR OLMAK
(Hukuk) Yaramak, katkı olmak
medar olmak
Yardımı, yararı dokunmak
on medâr
(Osmanlı Dönemi) ehl-i şirk ve felsefenin "Ukulu Aşere" (on akıl) ile ileri sürdükleri ve iddialarını Üstad Bediüzzaman "On Medar" ile çürüterek, haşir ve kıyâmetin hakkaniyetini gayet veciz ve muknî bir tarzda izah ve ispat ediyor. (29 Söz. İkinci Esas)
medar
Favorites