nükte

listen to the pronunciation of nükte
التركية - الإنجليزية
wit

Tom frequently makes witty remarks. - Tom sık sık nükte yapar.

Everybody dies, said the usually witty doctor as he pulled the plug on his old friend. - Eski arkadaşının fişini çekerken, herkes ölür dedi genellikle nükteci doktor.

subtle point, fine point
mot
sally
salt
witty remark, witticism
epigram
witticism
joke
crack
bon mot
bonmot
wisecrack
quip
nükte yapmak
epigrammatize
nükte yapmak
to make a witty remark
israil nükte ve mizahı
(Edebiyat) israeli wit and humor
resimli nükte ve mizah
pictorial wit and humor
التركية - التركية
(Osmanlı Dönemi) İnce mânalı söz, idraki ve anlaşılması nezâket ve zarifliğe dayanan nazik husus. İbarenin asıl mânasından başka olan nazik ve lâtif mânâ, dikkatle anlaşılabilen ince mânâ
(Hukuk) Herkesin anlayamadığı ince mana; espri; şakalı ve ince söz
(Osmanlı Dönemi) Yere ağaçla vurup eser bırakmak
Zeka oyununa dayanan ince anlamlı söz sanatlarından biri
İnce anlamlı, düşündürücü ve şakalı söz, espri: "Hoş konuşur, nükteleri kahvelere intikal etmiştir, kıyafeti ve tavrı zariftir."- H. E. Adıvar
(Osmanlı Dönemi) ince mânâlı söz; ancak dikkatle anlaşılabilen mânâ
İnce anlamlı, düşündürücü ve şakalı söz, espri
Yazıda, resimde, sözde ve davranışta ince, derin anlam, espri
ince espri
espri
nükte yapmak
Nükteli söz söylemek
nükte
المفضلات