| zarf | Kap, kılıf, sarma. İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese:"Bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler."- A. Haşim. İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap:"Kenarları ezik bir çift altın kahve fincanı zarfını elinde evirir çevirirdi."- R. Enis | tr |
| zarf | Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç: Az yaşamıştı | tr |
| zarf | Geç kalınca utandı gibi | tr |
| zarf | kılıf, kap, mahfaza; gramerde| bir fiilin, sıfatın veya başka. bir zarfın mânâsına "yer, zaman, mâhiyet' gibi cihetlerden başkalık katan vasıflarını belirten kelime | tr |
| ZARF | Kap, kılıf. Mahfaza | tr |
| ZARF | İçine mektup konulan kılıf kâğıt | tr |
| ZARF | Gr: Bir fiilin veya bir sıfatın veya başka bir zarfın mânasına "yer, zaman, mâhiyyet" (Nicelik, nitelik) gibi cihetlerden başkalık katan vasıflarını belirten kelime | tr |