Seslisozluk.com : "Bilgilerini paylaşan kullanıcıların kurduğu online sözlük"
Seslisozluk.com un hedefi kullanıcıların dil bigilerini paylaşacağı bir ortam sağlamaktır. Sözlüğe katkıda bulunarak bilginizi tüm dünya ile paylaşabilirsiniz. Sözlükte arama yapmanın yanında, kullanıcılara birçok dünya dilinde soru sorabilir ve soruları cevaplayabilirsiniz. Yabancı dil seviyenizi geliştirmek için Sözlük tesi ve Hafıza teslerinden faydalanabilirsiniz.
Türkçe Anlamı
1. Bir iş veya oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit:"Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım."- Ö. Seyfettin. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit:"Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir."- A. İlhan. Belirlenmiş olan an. Çağ, mevsim. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler:"Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi."- H. Taner. Dönem, devir. Bir süre ile ilgili durum ve şartlar:"Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu."- H. Taner. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına karşılık bir ölçü. 2. Bir ödemeyi veya zarar ziyanı karşılama sorumluluğunu üstlenme. (Bak: Zeman. 3. time. age. era. epoch. period. tense. reign. evrende her şeyin bir geçmişi. bir şimdisi. bir geleceği kısaca. zamanı vardır. sınırlı olgular birbirlerine dönüşerek sınırsız olarak sürüp gitmekte ve sınırsız ( öncesiz ve sonrasız ) doğayı oluşturmaktadırlar. einstein. zaman ve uzayın hem birbirleriyle hem de özdek ve onun devinimiyle sıkıca bağımlı olduğunu. biri var olmadan öktekinin de var olamayacağını tanıtlamıştır. zeit. temps. âge. date. durée. époque. ère. heure. moment.
İngilizce Anlamı
1. whilst. bout. cycle. date. day. father time. hour. season. tense. time. when. while. sands. 2. zaman large ornamental tropical american tree with bipinnate leaves and globose clusters of flowers with crimson stamens and sweet-pulp seed pods eaten by cattle [syn: rain tree , saman, monkeypod, monkey pod, zamang, albizia saman ]. 3. whilst. bout. cycle. date. day. father time. hour. season. tense. time. when. while. sands. era. leeway. space. 4. whilst. bout, cycle, date, day, father time, hour, season, tense, time, when, while, sands. "time; age, era, epoch, period; tense; reign". 5. time: Zaman nehir gibi akyyor. Time flows like a river. Bana zaman lazym. I need time. Fato?´un zamany az. Fato? has little time to spare. y?yk söndürme zamany lights-out. 6. time, season: Yenidünya zamany geldi. Loquats are now in season. 7. age, era, epoch: zamanyn âlimleri the learned men of the age. 8. (a person´s) youth or prime; the time when one was engaged in a particular activity: Benim zamanymda bu i?yerinin yönetim biçimi bamba?kaydy. This office was run quite differently in my time. 9. the right time or the time appointed (to do something): Artyk bu i?in zamany geldi. It´s now the right time to do this job. 10. free time: Bugün hiç zamanym yok. I´ve no free time today. 7 gram. tense. 11. mus. time, meter, rhythm. 12. geol. era. 13. when: geldi?i zaman when he came. zaman ynda at the proper time, at the right time. zaman la with time, as time passes/ passed. zaman belirteci gram. adverb of time. zaman byrakmak /a/ to set aside time for, leave time for (something). zaman birimi unit of time. zaman eki gram. temporal suffix (for a verb). zaman y geçmek. 14. to be out of date, be outmoded. 15. (for something) to expire, become void (as a result of the passage of time). 16. (for a fruit or vegetable) no longer to be in season. 17. (for an activity) no longer to be appropriate to the time of year. 18. (for something) to be of no use (because it´s too late): Özür dilemenin zamany geçti artyk. It´s now too late to apologize. zaman kazanmak. 19. to save time. 20. (for someone) to gain time. zaman kollamak to be on the lookout for a suitable opportunity, bide one´s time. zaman öldürmek to kill time. zaman sana uymazsa sen zamana uy. proverb If the times don´t conform to you, then you should conform to the times. zaman a uymak to conform to the age in which one lives, move with the times, keep in step with the times. zaman vermek /a/ to set aside time (for) (something). zaman zaman from time to time, occasionally, every now and then, every now and again, every so often. zaman zarfy gram. adverb of time.". time. moment. time. cycle. 21. time. beat. date. day. the enemy. hour. interval. juncture. season. tide. while.
Traslations and translators, grammar, education, language clubs articles, letter writing, teaching and learning language, TOEIC TOEFL KPDS, Students abroad
Sesli sözlükte ne aradığınızı hatırlıyormusunuz? Sözlük hafızanızı test edin. Kelime hafızanızı geliştirin. Test sonunda sözlük hafıza testi karneniz, çeviri raporunuz sunulmaktadır.
Sözcük gücünüzü seslisozluk sözlükte test edin. Sözlükten rastgele hazırlanmış kelimeler ile sözcük dagarcığınızı geliştirin, çeviri gücünüzü arttırın.