| yutkunmak | gulp | en | |||
| yutkunmak | gulp down | en | |||
| yutkunmak | swallow | en | |||
| yutkunmak | hem and haw | en | |||
| yutkunmak | to swallow one's spittle | en | |||
| yutkunmak | to swallow or gulp, perform the action characteristic of swallowing or gulping something | en | |||
| yutkunmak | to be hesitant about saying something | en | |||
| yutkunmak | Tükürüğü yutmak veya bir şey yutuyormuş gibi gırtlağı hareket ettirmek:"Oturup oturup kalkıyor, ağzını açacakken hemen yutkunup kapıyor."- S. M. Alus | tr | |||
| yutkunmak | Bir şeyi söylemekle söylememek arasında duraksamak:"Annem kelimelerini yutkunuyor."- Y. Z. Ortaç | tr | |||
| yutkunmak | Bir şeyin yokluğunu çekmek | tr | |||