| yumurtlamak | blunder out | en | |||
| yumurtlamak | blurt out | en | |||
| yumurtlamak | deposit | en | |||
| yumurtlamak | lay | en | |||
| yumurtlamak | lay eggs | en | |||
| yumurtlamak | spawn | en | |||
| yumurtlamak | ovulate | en | |||
| yumurtlamak | to lay an egg | en | |||
| yumurtlamak | (su hayvanları ile ilgili olarak) spawn | en | |||
| yumurtlamak | to lay eggs; to spawn; to blurt sth out, to blab out, to invent | en | |||
| yumurtlamak | to lay eggs, lay | en | |||
| yumurtlamak | to ovulate | en | |||
| yumurtlamak | to lay (eggs) | en | |||
| yumurtlamak | to come out with (a remark) | en | |||
| yumurtlamak | Tavuk, kuş vb. yumurta yapmak | tr | |||
| yumurtlamak | Uydurup söylemek veya söylenmemesi gereken şeyi açığa vurmak:"Al şu tebeşiri eline oğlum, yaz bakalım diye işe karışacak olsa, hoca ile talebe orada ortaklaşa Einstein'ınkilere taş çıkartan çok daha acayip formüller yumurtlayacaklar."- H. Taner | tr | |||