seslisozluk

  İngilizce-Türkçe-Almanca sözlük

Lütfen bir kelime girip 'Enter' a yada Ara tuşuna basınız. Ana Sayfa | Kayıt | Giriş yap | Turkish/Türkisch/Türkçe English/Englisch/ingilizce Deutsch/German/Almanca
  Mobile sozluk Cep-Sözlük | Sözlük-Forum | Araçlar yeni | Hakkımızda | Erişim | SSS | Linkler | Şifremi unuttum  | Sözlüğe Kelime Ekle 
 En son aradıklarınız
 Başkaları ne arıyor     * 
yaşam, acımasız, zemin oluşturmak, get, hymn, indifference, katunnel youtube, heartbreak, aggrevated, ircle, mevzuç, benimsemek, deny access, yapıştırmak, responsive, muharebe, kişi yedikleriyle değil yedirdikleriyle mutlu olur, subliminally, engulfe, accommodate,

Seslisozluk.com : "Bilgilerini paylaşan kullanıcıların kurduğu online sözlük"

Seslisozluk.com un hedefi kullanıcıların dil bigilerini paylaşacağı bir ortam sağlamaktır. Sözlüğe katkıda bulunarak bilginizi tüm dünya ile paylaşabilirsiniz. Sözlükte arama yapmanın yanında, kullanıcılara birçok dünya dilinde soru sorabilir ve soruları cevaplayabilirsiniz. Yabancı dil seviyenizi geliştirmek için Sözlük tesi ve Hafıza teslerinden faydalanabilirsiniz.
 Turkish/Türkisch/Türkçe Türkçe Anlamı
Sesli dinlemek için giriş yapınız
1. Yemek yeme, karın doyurma işi:"Yemekten sonra gocuğuna sarar yatırırdı beni."- N. Cumalı. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam. Günün belli saatlerinde yenilen besin:"Yemek ya kahvaltıda ya da yemekte yenir. Arada birşey yenmez."- H. Taner. Çağrılıları veya konukları yemekle ağırlama:"Pek protokolcü olduğu için yemek sessiz geçiyordu."- F. R. Atay. Ağızda çiğneyerek yutmak:"Adam o kadar çabuk yiyor ki, hizmetçi ekmek yetiştiremiyor."- B. Felek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek:"Neclâ onun böyle kendinden geçercesine çalıştığını gördükçe üzüntüden tırnaklarını yiyor."- H. Taner. Isırmak. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak:"Kendini topladı ama, fena yerinden gagayı yedi sanırım..."- M. Ş. Esendal. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Harcamak, tüketmek, bitirmek:"Mirası sen yedin, zahmeti ben çekiyorum, diye latife ediyordu."- M. Ş. Esendal. Yasal yoldan cezalandırılmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Biri için başkasına para harcatmak. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.
 English/Englisch/ingilizce İngilizce Anlamı
Sesli dinlemek için giriş yapınız
1. chow. dinner. dish. eat. food. grub. meal. repast. scoff. scran. crop. eat. ingest.
2. abrade. board. course. crop. dinner. dish. eat. eats. erode. feed. food. grub. have. keep. partake. repast. swallow. table. meal. to eat. to consume. to accept.
3. chow, dinner, dish, food, grub, meal, repast, scoff, scran; peck. crop, eat, ingest, dine off, dine on. "food, grub, eats; meal, repast; course, dish".
4. /y/ to eat.
5. /y/ to spend (money); to spend (money) recklessly.
6. /y/ to corrode, eat.
7. /y/ (for an insect) to bite, eat (someone) up; (for an insect) to eat (something).
8. /y/ to require, use up, consume: Bu soba çok odun yiyor. It takes a lot of wood to keep this stove going.
9. /y/ slang to milk someone for (his money), bleed someone for (his money).
10. /y/slang to make mincemeat of (someone).
11. /y/ slang to kill, do (someone) in.
12. /y/ slang to lay, have sex with.
13. /dan/ slang to get laid by.
14. /y/ slang to kiss/lick/suck (someone).
15. /y/ slang to get (a fine, a jail sentence). yemez slang person who can´t be tricked, fox. yiyip bitirmek /y/.
16. to eat up every bit of (a food).
17. to spend or spend recklessly every bit of (a sum of money).
18. to use up every bit of (something).
19. to drive (someone) to distraction, drive (someone) crazy.
20. to drain, wear (someone) down, take a lot out of (someone).
21. to milk someone for (his money), bleed someone for (his money). Yeme de yanynda yat! slang.
22. It´s a food which isn´t just good; it´s finger-licking good!.
23. She´s not just beautiful; she´s a knockout! yemeden içmeden (divulging something confidential) without losing any time. yemeden içmeden kesilmek to have no appetite, be off one´s food. Ye kürküm ye! colloq. He wouldn´t have given me the time of day if I hadn´t been dressed well./She wouldn´t have so much as looked at me if I hadn´t been wearing this uniform. Yedi?i naneye bak! colloq. Look at how he´s put his foot into it this time! Yemeyenin malyny yerler (demine hu çekerler) (üstüne bir bardak su içerler). proverb Don´t be miserly and deny yourself things you can afford, for you can rest assured that what you save up but don´t spend will be spent freely and enjoyed to the hilt by whoever gets it after you´ve died. ".
24. to eat. money to spend recklessly. to corrode. to consume.
 Deutsch/German/Almanca Almanca Anlamı
1. essen. . essen. speise. gericht. mahl. gastmahl . essen. fressen. zerfressen. abnehmen. genießen. sich einverleiben. speisen. (tokat) bekommen. mahlzeit. tisch.
İspanyolcaFransızcaAlmancaPortekizceİtalyanca
comer
cenar (akşam yemeği)
mangermangiare

Start

Bu çeviriyi biliyorsanız:
Lütfen sözlüğe ekleyerek katkıda bulunun

Seslisozluk forumu
Traslations and translators, grammar, education, language clubs articles, letter writing, teaching and learning language, TOEIC TOEFL KPDS, Students abroad

Kelime Hafıza Testi
Sesli sözlükte ne aradığınızı hatırlıyormusunuz? Sözlük hafızanızı test edin. Kelime hafızanızı geliştirin. Test sonunda sözlük hafıza testi karneniz, çeviri raporunuz sunulmaktadır.
Sözlük Testi
Sözcük gücünüzü seslisozluk sözlükte test edin. Sözlükten rastgele hazırlanmış kelimeler ile sözcük dagarcığınızı geliştirin, çeviri gücünüzü arttırın.