seslisozluk

  İngilizce-Türkçe-Almanca sözlük

Lütfen bir kelime girip 'Enter' a yada Ara tuşuna basınız. Ana Sayfa | Kayıt | Giriş yap | Turkish/Türkisch/Türkçe English/Englisch/ingilizce Deutsch/German/Almanca
  Mobile sozluk Cep-Sözlük | Sözlük-Forum | Araçlar yeni | Hakkımızda | Erişim | SSS | Linkler | Şifremi unuttum  | Sözlüğe Kelime Ekle 
 En son aradıklarınız
 Başkaları ne arıyor     * 
tire, rendering, unneeded, imperialistic, kefalet, recieved, scissors, spine, counter, discharge, structure, muhabbet kuşu, treated, melon, jaonca, hareket, regularly, creativity, themselves, koltuk degnegi,

Seslisozluk.com : "Bilgilerini paylaşan kullanıcıların kurduğu online sözlük"

Seslisozluk.com un hedefi kullanıcıların dil bigilerini paylaşacağı bir ortam sağlamaktır. Sözlüğe katkıda bulunarak bilginizi tüm dünya ile paylaşabilirsiniz. Sözlükte arama yapmanın yanında, kullanıcılara birçok dünya dilinde soru sorabilir ve soruları cevaplayabilirsiniz. Yabancı dil seviyenizi geliştirmek için Sözlük tesi ve Hafıza teslerinden faydalanabilirsiniz.
 Turkish/Türkisch/Türkçe Türkçe Anlamı
Sesli dinlemek için giriş yapınız
1. Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü:"Yolcuların girdiği iskele yanından kendini denize attı."- M. Ş. Esendal. Yön, sağ ve solun ortak adı, taraf:"Yaşlı garson yanımıza geldi."- Y. K. Karaosmanoğlu. Yer. Üst. Birlikte, beraberinde olma:"Bir ara acıkıp yanlarında getirdikleri ekmek peyniri yediler."- N. Cumalı. Bedenin bir bölümü. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan. Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri. İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri. İkinci derece olan. Bir yana yönelerek. Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri. Tali:"Siyasi partiler kadın kolu, gençlik kolu ve benzeri şekilde ayrıcalık yaratan yan kuruluşlar meydana getiremezler."- Anayasa.
2. f. Hastanın sayıklaması.
 English/Englisch/ingilizce İngilizce Anlamı
Sesli dinlemek için giriş yapınız
1. ancillary. aslant. asquint. awry. collateral. flanking. lateral. parietal. side. sidelong. sideward. subordinate. awry. sidelong. flank. side. by-. bye-.
2. ancillary. cockeyed. flank. lateral. part. side. sidelong. sideways. skew. place. vicinity . direction. auxiliary. subsidiary. askew.
3. ancillary, aslant, asquint, awry, collateral, flanking, lateral, parietal, side, sidelong, sideward, subordinate. awry, sidelong. flank, side. by, bye. "side; direction; place; auxiliary, subsidiary; askew, sidelong".
4. (a) side.
5. flank.
6. neighborhood, vicinity, diggings: O yanlarda oturuyor. He lives in that area.
7. part (of one´s body): Her yanym a?ryyor. I ache all over.
8. direction (line or course extending away from a given point).
9. aspect, side (of a matter).
10. with; alongside, alongside of: Yanyna hiç para alma! Don´t take any money with you! Yanymda çaly?yyor. He works alongside me.
11. in comparison with, alongside of: Hüsnü, Zühtü´nün yanynda bir syfyrdyr. Hüsnü´s nothing compared to Zühtü.
12. lateral, side, located at or towards a side.
13. secondary. yan a /dan/.
14. pro, for, in favor of; on the side of: Ben Hasan´dan yanayym. I´m for Hasan.
15. as regards, as far as ... is concerned: Paradan yana iyiyim. I´m OK as far as money goes. yan dan sideways, from one side; obliquely; in profile. yan a çykmak /dan/ to support, take the side of, side with (someone). yan yna almak /y/.
16. to take (someone) on, employ (someone) (as one´s assistant).
17. to take (someone) in (in order to look after him/her). yan baky? sideways glance. yan bakmak /a/.
18. to look askance at, look at (someone, something) hostilely or venomously. yan basmak.
19. to be deceived, be taken in.
20. not to be straight with someone; to give someone the runaround. yan y ba?ynda /yn/ right beside, immediately beside, right next to. yan yna byrakmamak/komamak/koymamak /y, yn/ not to let (someone) get away with (something), not to let (someone) do (something) without being punished for doing it. (...) yan yndan bile geçmemi?. /yn/ It doesn´t have even the slightest connection with .../It doesn´t bear even the faintest resemblance to .... yan cebime koy. colloq. I don´t believe you./Come on, who do you think you´re fooling?/Pull the other leg, it´s got bells on it. yan cümle gram. subordinate clause. yan dan çarkly.
21. side-wheel (steamer).
22. slang slow-going, poky (vehicle).
23. slang (glass of tea) served with lumps/a lump of sugar in the saucer beside it.
24. slang (someone) who walks with one shoulder sloped downward.
25. slang (someone) who swings his arms vigorously as he walks. yan çizmek.
26. to try to get out of; to avoid, shirk, evade, dodge.
27. to pay no attention to, ignore. yan etki side effect. yan dan fyrlama slang scoundrel, bastard, SOB. yan gelmek/ yan gelip yatmak to take one´s ease, relax, enjoy oneself (when one should be working). yan dan görünü? profile. yan gözle out of the corner of one´s eye. yan gözle bakmak /a/.
28. to look at (someone) out of the corner of one´s eye.
29. to look askance at, look at (someone, something) disdainfully.
30. to look at (someone, something) hostilely or venomously. yan yna (kâr) kalmak to get away with, do (something) without being punished for doing it: Bu cinayet yanyna kalmaz. You won´t get away with this murder. (...) yan yna salavatla varylyr. /yn/ You have to walk on eggs around him/her; the smallest thing can make him/her blow his/her stack. (...) yan yna (salavatla) varylmaz. /yn/.
31. It´s so high/expensive you can´t touch it.
32. He/She thinks he´s/she´s better than everybody else. He/She thinks he´s/she´s something.
33. You have to walk on eggs around him/her; the smallest thing can make him/her blow his/her stack. yan y syra.
34. right along with, right alongside, together with, with: Yany syra avukatyny getirdi. He brought his lawyer along with him. Viski yany syra bira içiyor. He´s drinking beer together with whiskey.
35. besides, in addition to, along with: Büyük bir yazar olmanyn yany syra ünlü bir müzisyendir. Besides being a great writer he´s also a famous musician.
36. right alongside, right beside: Yanym syra onlar oturuyorlardy. They were sitting right beside me. yan tutmak to show partiality to one person or side. yan ürün by-product. yan yan sideways. yan yana side by side. yan yan bakmak /a/ to look at (someone) malevolently, look daggers at. yan yatmak to lean to one side.". side. side.
37. side. flank. neighbourhood. vicinity. diggings. behalf. edge. hand. sideways. sub. way.
 Deutsch/German/Almanca Almanca Anlamı
1. seite. flanke. sekundär. seitlich.
İspanyolcaFransızcaAlmancaPortekizceİtalyanca
yanyanyanyanyan

Start

Bu çeviriyi biliyorsanız:
Lütfen sözlüğe ekleyerek katkıda bulunun

Seslisozluk forumu
Traslations and translators, grammar, education, language clubs articles, letter writing, teaching and learning language, TOEIC TOEFL KPDS, Students abroad

Kelime Hafıza Testi
Sesli sözlükte ne aradığınızı hatırlıyormusunuz? Sözlük hafızanızı test edin. Kelime hafızanızı geliştirin. Test sonunda sözlük hafıza testi karneniz, çeviri raporunuz sunulmaktadır.
Sözlük Testi
Sözcük gücünüzü seslisozluk sözlükte test edin. Sözlükten rastgele hazırlanmış kelimeler ile sözcük dagarcığınızı geliştirin, çeviri gücünüzü arttırın.