seslisozluk

  İngilizce-Türkçe-Almanca sözlük

Lütfen bir kelime girip 'Enter' a yada Ara tuşuna basınız. Ana Sayfa | Kayıt | Giriş yap | Turkish/Türkisch/Türkçe English/Englisch/ingilizce Deutsch/German/Almanca
  Mobile sozluk Cep-Sözlük | Sözlük-Forum | Araçlar yeni | Hakkımızda | Erişim | SSS | Linkler | Şifremi unuttum  | Sözlüğe Kelime Ekle 
 En son aradıklarınız
 Başkaları ne arıyor     * 
case, authority, prorrogation, stratejik, starbucs, reminded, owner, bulkhead, yayınlamak, grin, kesinlikle, achieve, hate, remove, circumstance, undisputed, almak, starbucks, prorogation, yours,

Seslisozluk.com : "Bilgilerini paylaşan kullanıcıların kurduğu online sözlük"

Seslisozluk.com un hedefi kullanıcıların dil bigilerini paylaşacağı bir ortam sağlamaktır. Sözlüğe katkıda bulunarak bilginizi tüm dünya ile paylaşabilirsiniz. Sözlükte arama yapmanın yanında, kullanıcılara birçok dünya dilinde soru sorabilir ve soruları cevaplayabilirsiniz. Yabancı dil seviyenizi geliştirmek için Sözlük tesi ve Hafıza teslerinden faydalanabilirsiniz.
 Turkish/Türkisch/Türkçe Türkçe Anlamı
Sesli dinlemek için giriş yapınız
1. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek:"Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm."- Ö. Seyfettin. Bırakmak veya bağışlamak:"Hırsımdan bazılarına bedava verdim, alın götürün, diye bağırdım."- H. C. Yalçın. Ondan bilmek, atfetmek:"Bilgin'in bu çekingen tavırlarını kusurlu ve zayıf oluşuna verdi..."- F. R. Atay. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek:"Geçenlerde bir derginin, eski ünlüler ne yapıyor? adlı bir röportajına verdiği cevapları okudum."- H. Taner. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek:"Arabanın burnunu, en tenha kahvelerden birinin önünde, rıhtıma verdiler."- A. İlhan. Herhangi bir duruma yol açmak:"Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim."- Y. K. Karaosmanoğlu. Eğlenceli toplantı düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak. Topluluk önünde sanatını göstermek, icra etmek. Satmak. Biriyle evlendirmek:"Uzun Osman, Zeynep'le Süleyman'a, ikisini birbirine vereceğini söylediği zaman şaşmadılar."- H. E. Adıvar. Ödemek:"Haydi ... arabaya atlayın... Köşkten parayı verirler."- P. Safa. Yaymak. Ürün üretmek:"Dal budak saldı, yemiş vermeye başladı."- R. E. Ünaydın. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak:"Kendisi de muhakkak artistlerden, güzel eser veren, güzel konuşan, hayalleri işlek adamlardan hoşlanıyor."- R. H. Karay. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Sahip olmasını sağlamak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Tespit etmek. Kazandırmak, katmak. Ayırmak, harcamak. Dayamak. Kök veya gövdelerin sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki ile eklendiğinde tezlik bildirir. Dilek bildiren birleşik fiiller yapar.
2. to give. to deliver. to pay. to sell. to offer. to attribute. just (added to another verb). geben. abgeben. liefern. abliefern. schenken. ergeben. to hand. to pass. to give sth away. to concede. to give in. to hand sth in. to provide. to furnish. to dispense. to present. to yield. to bear. to afford. to apply. to bend. to donate. to bestow. to grant. to assign. to devote. to sel. angeben. bewilligen. erteilen. gewähren. gönnen. herreichen. reichen. überreichen. vergeben. zuerkennen. zugestehen. zusprechen. (hüküm) abgeben. (ilaç) eingeben. (korku. cesaret. nefret) einflößen. (meyve) tragen. (oy). donner. prêter. rendre. aliéner. attribuer. conférer. délivrer. fournir. nantir. offrir. remettre. (hakayrıcalık) concéder.
 English/Englisch/ingilizce İngilizce Anlamı
Sesli dinlemek için giriş yapınız
1. accord. allow. assign. bear. bestow. bring in. cede. come across with. confer. contribute. dedicate. deliver. deliver up. dispose of. distribute. donate. endow. extend. furnish. give. give away. give in. grant. hand. hand in. hand out. hand over. imp.
2. administer. assign. attribute. award. bestow. cede. concede. consign. deal. devote. dispense. distribute. emit. extend. furnish. give. grant. impart. lend. pass. present. provide. supply. treat. vest. to give. to hand. to pass. to give sth away. to concede. to deliver. to give in. to hand sth in. to provide. to furnish. to dispense. to present. to yield. to bear. to afford. to apply. to bend. to donate. to bestow. to grant. to assign. to devote. to sel. to pay. to sell. to offer. to attribute. just.
3. accord, allow, assign, bear, bestow, bring in, cede, come across with, confer, contribute, dedicate, deliver, deliver up, dispose of, distribute, donate, endow, extend, furnish, give, give away, give in, grant, hand, hand in, hand out, hand over. bring (ceza). insert (ilan). produce (meyve). throw (parti vb.). charter (patent). place (sipariş). adjudge (ödül vb.). award (ödül). adduce (örnek). "to give; to hand; to pass; to give sth away, to concede; to deliver, to give in, to hand sth in; to provide, to furnish; to dispense; to present; to yield, to bear; to afford; to apply, to bend; to donate, to bestow, to grant; to assign; to devote; to sel". ",-ir.
4. /y, a/ to give (something) to.
5. /y, a/ to hand (something) to.
6. /y, a/ to bequeath or leave (something) to.
7. /y, a/ to attribute (something) to (someone´s state of mind).
8. /y, a/ to turn (something) toward (something).
9. /y, a/ to give (a daughter) in marriage (to).
10. /y, a/ to give (oneself) over to (doing something deleterious).
11. /y, a/ to abandon (oneself) to, give (oneself) over to (a pursuit).
12. /y, a/ to lean (something) against (something).
13. /y/ to give birth to.
14. /y/ to produce, yield.
15. /y/ to hold (a party, banquet); to give (a concert).
16. When suffixed to another verb it can indicate rapid or sudden action: ?eniz orada temizlik yaparken o koca kütüphane tam üzerine yuvarlanyvermesin mi? Here´s an incredible piece of news: while ?eniz was busy cleaning, that huge set of bookshelves suddenly toppled right on top of her!.
17. When suffixed to another verb it can indicate a polite request: O?lum bana bir çay getiriver! Bring me a glass of tea, there´s a good lad! Ver elini .... So then I went to ..../And then I´ll go to ...: Ankara´ya gidece?im, orada üç gün kaldyktan sonra ver elini Kayseri! I´ll go to Ankara; then three days later I´ll head for Kayseri. Vermeyince Mabut, ne yapsyn Mahmut? proverb If God doesn´t grant you prosperity and skill, what can you do? Verip (de) pi?man olmaktan, vermeyip (de) dü?man olmak ye?dir. proverb It is better to refuse to give someone something and make an enemy of him than to be generous and regret it later. verip veri?tirmek /a/ to give (someone) a good dressing down, give (someone) down the country.". give.
18. to give sth to. to hand sth to. to bequeath / to leave sth to. daughter to vie in marriage. to produce. to yield. party to hold. concert to give. administer. afford. ascribe. attach. bestow. blossom. concede. confer. consign. dedicate. defray. deliv.
 Deutsch/German/Almanca Almanca Anlamı
1. geben. abgeben. abliefern. angeben. bewilligen. ergeben. erteilen. gewähren. gönnen. herreichen. reichen. überreichen. vergeben. zuerkennen. zugestehen. zusprechen. (hüküm) abgeben. (ilaç) eingeben. (korku. cesaret. nefret) einflößen. (meyve) tragen. (oy). liefern. schenken.

Start

Bu çeviriyi biliyorsanız:
Lütfen sözlüğe ekleyerek katkıda bulunun

Seslisozluk forumu
Traslations and translators, grammar, education, language clubs articles, letter writing, teaching and learning language, TOEIC TOEFL KPDS, Students abroad

Kelime Hafıza Testi
Sesli sözlükte ne aradığınızı hatırlıyormusunuz? Sözlük hafızanızı test edin. Kelime hafızanızı geliştirin. Test sonunda sözlük hafıza testi karneniz, çeviri raporunuz sunulmaktadır.
Sözlük Testi
Sözcük gücünüzü seslisozluk sözlükte test edin. Sözlükten rastgele hazırlanmış kelimeler ile sözcük dagarcığınızı geliştirin, çeviri gücünüzü arttırın.