| Unutmak | FESH | tr |
| unutmak | Aklında kalmamak, hatırlamamak:"Kaç kere aynı palavralarla kendimi avutmuş, öfkemi geçirmiş, sonradan hepsini unutmuştum."- R. H. Karay | tr |
| Unutmak | bırakmak | tr |
| Unutmak | çıkmak | tr |
| Unutmak | İFHA' | tr |
| unutmak | Hatırdan, gönülden çıkarmak | tr |
| unutmak | Bir şeyi yapamaz duruma gelmek | tr |
| unutmak | Bir şeyi yapamaz duruma gelmek:"Onu da bilirdim eskiden memlekette iken amma sonradan unuttum."- O. C. Kaygılı | tr |
| unutmak | Bir şeyi dalgınlıkla bir yerde bırakmak | tr |
| unutmak | Bağışlamak | tr |
| unutmak | Gereken önemi vermemek, üstünde durmamak:"İçinde kabaran sevinçten vücudunun berelerini unutarak uyudu."- H. E. Adıvar | tr |
| unutmak | Aklında kalmamak, hatırlamamak | tr |
| unutmak | Hatırdan, gönülden çıkarmak:"İyiliğini de ölünceye kadar unutmam."- M. Ş. Esendal | tr |
| unutmak | Gereken önemi vermemek, üstünde durmamak | tr |
| Unutma | nisyan | tr |
| Unutma | VEHL | tr |
| unutma | Unutmak durumu | tr |