Seslisozluk.com : "Bilgilerini paylaşan kullanıcıların kurduğu online sözlük"
Seslisozluk.com un hedefi kullanıcıların dil bigilerini paylaşacağı bir ortam sağlamaktır. Sözlüğe katkıda bulunarak bilginizi tüm dünya ile paylaşabilirsiniz. Sözlükte arama yapmanın yanında, kullanıcılara birçok dünya dilinde soru sorabilir ve soruları cevaplayabilirsiniz. Yabancı dil seviyenizi geliştirmek için Sözlük tesi ve Hafıza teslerinden faydalanabilirsiniz.
Türkçe Anlamı
1. İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik gibi sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk:"İçinin sıkıntısını mümkün mertebe gizlemeye çalışarak, dereden tepeden konuşarak oyalandı."- P. Safa. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, meşakkat, mihnet:"Sıkıntı ve ıstırapla sağa sola döndüm."- A. Gündüz. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı:"İhtiyarın bir para sıkıntısı içinde olduğunu o söylemeden ben keşfetmiştim."- S. F. Abasıyanık. Sorun, problem, mesele:"Atatürk öldüğü zaman Türkiye'nin ufak tefek sıkıntılar dışında hiçbir büyük problemi yoktu."- B. Felek. Darlık, yokluk:"Bu kış yine, kok kömürü sıkıntısı baş gösterecekmiş."- H. Taner.
İngilizce Anlamı
1. boredom. heebie-jeebies. bore. megrims. gloom. the megrims. gloominess. straits. bother. dire straits. botheration. toils. trouble. willies. difficulty. discomfort. distress. adversity. agitation. annoyance. anxiety. doldrums. draft. embarrassment. f. 2. adversity. affliction. bother. discomfort. distress. hardship. inconvenience. knock. oppression. pressure. rigour. shortage. stress. tribulation. trouble. want. weight. worry. embarrassment. financial straits. boredom. annoyance. difficulty. depression. straits. 3. boredom, heebie jeebies, bore, megrims, gloom, the megrims, gloominess, straits, bother, dire straits, botheration, toils, trouble, willies, difficulty, discomfort, distress, adversity, agitation, annoyance, anxiety, doldrums, draft, embarrassment. "discomfort, hardship, difficulty, adversity; trouble, inconvenience; boredom; annoyance, worry; depression; straits, shortage, distress". 4. distress, trouble, difficulty; annoyance, worry; depression; boredom. 5. financial difficulties, financial straits. sıkıntı basmak suddenly to feel out of sorts or depressed. sıkıntı çekmek. 6. to have difficulty, experience difficulty. 7. to experience worry or distress. 8. to be financially straitened. sıkıntı ya dü?mek to become hard up for money. sıkıntı ya gelememek to be unable to stand the gaff, be unable to bear up under difficulties. sıkıntı da olmak. 9. to be worried or distressed. 10. to be financially straitened. sıkıntı sy olmak. 11. to be financially straitened. 12. to need to go to the toilet, need to relieve oneself. sıkıntı vermek /a/ to annoy, bother; to distress, worry.". 13. annoyance. difficulty. trouble. boredom. worry. depression. financial difficulties / straits. blinking / adj , adv / . blues. bother. distress. distressing. disturbance. drag. flipping. fret. gloom. gripe. hardship. incubus. malaise. mire. oppressio.
Traslations and translators, grammar, education, language clubs articles, letter writing, teaching and learning language, TOEIC TOEFL KPDS, Students abroad
Sesli sözlükte ne aradığınızı hatırlıyormusunuz? Sözlük hafızanızı test edin. Kelime hafızanızı geliştirin. Test sonunda sözlük hafıza testi karneniz, çeviri raporunuz sunulmaktadır.
Sözcük gücünüzü seslisozluk sözlükte test edin. Sözlükten rastgele hazırlanmış kelimeler ile sözcük dagarcığınızı geliştirin, çeviri gücünüzü arttırın.