Seslisozluk.com : "Bilgilerini paylaşan kullanıcıların kurduğu online sözlük"
Seslisozluk.com un hedefi kullanıcıların dil bigilerini paylaşacağı bir ortam sağlamaktır. Sözlüğe katkıda bulunarak bilginizi tüm dünya ile paylaşabilirsiniz. Sözlükte arama yapmanın yanında, kullanıcılara birçok dünya dilinde soru sorabilir ve soruları cevaplayabilirsiniz. Yabancı dil seviyenizi geliştirmek için Sözlük tesi ve Hafıza teslerinden faydalanabilirsiniz.
Türkçe Anlamı
1. to -e özgü: a disease peculiar to children çocuklara özgü bir hastalık. 2. özel: a peculiar circumstance özel bir durum. 3. acayip, garip, tuhaf. acayip, tuhaf, olagandisi; (to ile) özgü, mahsus; kaçik, çatlak; hasta; özel. alışılmamış. alışılmamış. s. 4. acayip,. 5. Kişiye has, kendine mahsus;. 6. Acayip, tuhaf, alışılmamış. özel mülk, özel eşya, ayrıcalık, ayrıcalıklı kilise. has, özgün, özel, acayip, tuhaf. 7. peculiarnessacayiplik, garip/özel, tuhaflık, acayip insan, garip huy ve davranışlan olan kişi; hususi, s, mahsus; garip, tuhaf, alışılmamış, acayip. 8. acayip. tuhaf. olağandışı. (to ile) özgü. mahsus. kaçık. çatlak. hasta. özel. 9. özgü. özel. mahsus. hususi. tuhaf. garip. acayip. yabansı. 10. alışılmamış.
İngilizce Anlamı
Etymology : Middle English peculier, from Latin peculiaris of private property, special, from peculium private property, from pecu cattle; akin to Latin pecus cattle; more at FEE Pronunciation : pi-'kyül-y&r Function : adjective Date : 15th century 1. exceptional, special; strange, odd, curious; unique, singular. peculiarpeculiarity \pe*cul`iar"i*ty\ , n.; pl. peculiarities . 2. the quality or state of being peculiar; individuality; singularity. 3. that which is peculiar; a special and distinctive characteristic or habit; particularity. the smallest peculiarity of temper on manner. 4. exclusive possession or right. [obs.] hall. 5. One's own; belonging solely or especially to an individual; not possessed by others; of private, personal, or characteristic possession and use; not owned in common or in participation. 6. Particular; individual; special; appropriate. 7. Unusual; singular; rare; strange; as, the sky had a peculiarappearance. 8. That which is peculiar; a sole or exclusive property; a prerogative; a characteristic. 9. A particular parish or church which is exempt from the jurisdiction of the ordinary. markedly different from the usual; "a peculiar hobby of stuffing and mounting bats"; "a man...feels it a peculiar insult to be taunted with cowardice by a woman"-Virginia Woolf. 10. 1. If you describe someone or something as peculiar, you think that they are strange or unusual, sometimes in an unpleasant way. Mr Kennet has a rather peculiar sense of humour Rachel thought it tasted peculiar. = odd, strange + peculiarly pe·cu·liar·ly His face had become peculiarly expressionless. 11. If something is peculiar to a particular thing, person, or situation, it belongs or relates only to that thing, person, or situation. The problem is by no means peculiar to America. = unique + peculiarly pe·cu·liar·ly Cricket is so peculiarly English.
Traslations and translators, grammar, education, language clubs articles, letter writing, teaching and learning language, TOEIC TOEFL KPDS, Students abroad
Sesli sözlükte ne aradığınızı hatırlıyormusunuz? Sözlük hafızanızı test edin. Kelime hafızanızı geliştirin. Test sonunda sözlük hafıza testi karneniz, çeviri raporunuz sunulmaktadır.
Sözcük gücünüzü seslisozluk sözlükte test edin. Sözlükten rastgele hazırlanmış kelimeler ile sözcük dagarcığınızı geliştirin, çeviri gücünüzü arttırın.