seslisozluk

  İngilizce-Türkçe-Almanca sözlük

Lütfen bir kelime girip 'Enter' a yada Ara tuşuna basınız. Ana Sayfa | Kayıt | Giriş yap | Turkish/Türkisch/Türkçe English/Englisch/ingilizce Deutsch/German/Almanca
  Mobile sozluk Cep-Sözlük | Sözlük-Forum | Araçlar yeni | Hakkımızda | Erişim | SSS | Linkler | Şifremi unuttum  | Sözlüğe Kelime Ekle 
 En son aradıklarınız
 Başkaları ne arıyor     * 
rivet, elephant seal, lobs, yumusatilmis, varsaymak, overspill, flew, seldom, limbo, çük oturmak, boast, bacteriophage, geraduatly, main, earth, oluşmak, patience, yumuşak, meant, contamination,

Seslisozluk.com : "Bilgilerini paylaşan kullanıcıların kurduğu online sözlük"

Seslisozluk.com un hedefi kullanıcıların dil bigilerini paylaşacağı bir ortam sağlamaktır. Sözlüğe katkıda bulunarak bilginizi tüm dünya ile paylaşabilirsiniz. Sözlükte arama yapmanın yanında, kullanıcılara birçok dünya dilinde soru sorabilir ve soruları cevaplayabilirsiniz. Yabancı dil seviyenizi geliştirmek için Sözlük tesi ve Hafıza teslerinden faydalanabilirsiniz.
 Turkish/Türkisch/Türkçe Türkçe Anlamı
Sesli dinlemek için giriş yapınız
1. Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı:"Deniz gecenin içinde, gece denizin içindedir."- Ç. Altan. Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta. Toplu bir durumda bulunan kimse veya nesnelerin arasında bulunan kimse veya nesne:"Ama hepiniz, hepiniz / Hepiniz geçim derdinde / Bir ben miyim keyif ehli içinizde?"- O. V. Kanık. Ten ile dış giysiler arası:"Boynumda kalın yün atkı, içimde çift kat fanila, gene de titriyorum."- E. Bener. Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm. Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım. Mide, bağırsak, karın. Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri:"İçimizdeki sevinçleri, kederleri paylaşacak insan nerde?"- S. F. Abasıyanık. Bir ülke, şehir, topluluk vb.nde olan veya yapılan. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha yakın olan:"İç kapının perdesi yanlara doğru açıldı."- P. Safa. İnsanın manevi varlığıyla ilgili olan. Muhteva. Değişik yemeklerde kullanılmak üzere et ile sebzelerin ince kıyımının karıştırılması ve yoğrulmasıyla meydana getirilen karışım.
2. t. Herşeyin içerisi, dâhil, derun. * Bir şeyin ortasındaki kısım, göbek. * Karın, mide. * Kalb, vicdan, gönül. * Harem dairesi. * Bir şeyin görünmez ciheti, bâtın.
 English/Englisch/ingilizce İngilizce Anlamı
Sesli dinlemek için giriş yapınız
1. internal. inner. interior. inside. in. domestic. inlying. inward. inland. civil. inside. interior. core. within. inward. bowels. intestine. stuffing. refill. guts. endo-.
2. bowels. in. inland. inner. inside. interior. internal. inward.
3. internal, inner, interior, inside, in, domestic, inlying, inward, inland, civil. inside, interior, core, within, bowels, intestine, stuffing, refill, guts. endo. "inside, interior; stomach, intestines, offal; heart, mind; internal, interior, inner, inside; domestic, home". ",-çi.
4. the interior, the inside, the inner part or surface.
5. see: içinde.
6. insides, innards (internal organs of a person or animal).
7. (a person´s) true self, heart, soul: Merak etme, Safigül´ün içi temiz. Don´t worry, Safigül´s a good soul at heart. E?er içinde varsa, bir yolunu bulup üniversiteyi bitirir. He´ll find a way to finish university, if he really wants to do so.
8. inner part (of a nut or seed), kernel; inner part (of a fruit), meat, flesh.
9. stuffing, filling (material used to stuff or fill something).
10. inner, inside; interior; internal.
11. domestic, internal (as opposed to foreign).
12. inland (as opposed to coastal). iç ler acysy heartrending, heartbreaking. iç açy interior angle. iç açycy gladdening, glad, cheering, heartening. iç ini açmak.
13. /a/ to pour out one´s troubles (to), unburden oneself (to).
14. /a/ to make one´s feelings clear to (someone who has annoyed or angered one).
15. /yn/ to cheer (someone) up, gladden (someone), gladden (someone´s) heart, lift (someone´s) spirits: Bu haber Nefise´nin içini açty. This news gladdened Nefise´s heart. iç ine alan including. iç ine alma inclusion. iç ine almak /y/ to include, encompass; to hold, contain. iç i almamak /y/.
16. not to feel like eating (something).
17. to be reluctant to (do something). iç ine ate? dü?mek to suffer a grievous emotional blow. iç ine atmak /y/.
18. to keep (a worry, a problem) to oneself.
19. to store away in one´s memory (an insult which one has appeared to disregard). iç ba?lamak (for the kernel of a nut or seed) to become plump, fill its shell, hull, or husk. iç bakla shelled broad beans. iç ine baygynlyklar çökmek to feel like screaming (because one finds something extremely tiresome or exasperating). iç i bayylmak.
20. to feel faint (with hunger).
21. to feel full and thirsty (after eating too much rich food). iç ini bayyltmak /yn/.
22. (for an over-sweet food) to make (one) feel sick.
23. to exasperate (someone) (by talking too much or dillydallying). iç i beni yakar, dy?y eli (yakar). colloq. Others only know his outward charm, whereas I know his inner nastiness. iç bezelye shelled peas. iç ini bir kurt yemek/kemirmek for a doubt to nag one. iç ini bo?altmak.
24. to blow one´s stack.
25. to pour out one´s troubles (to). iç i bulanmak.
26. to feel nauseated.
27. to get suspicious. iç bulantysy nausea. iç i burkulmak to feel a deep pang of sadness. iç bükün ling. internal inflection. iç cep tailor. inside pocket. iç i cyz etmek.
28. suddenly to feel a tug at one´s heartstrings; suddenly to be touched to the quick.
29. suddenly to feel very sad, very dispirited, or very discouraged. iç çama?yry underwear. iç çekmek.
30. to sigh.
31. to sob. iç i çekmek /y/ to have a longing for, desire. iç ine çekmek /y/ to breathe in, inhale. iç ini çekmek to sigh. iç i çyfyt çar?ysy evil-minded. iç inden çykylmaz impossible, (something) which seems insuperably difficult; insoluble, insolvable (problem): içinden çykylmaz bir hal an impasse. iç inden çykmak /yn/ successfully to manage, carry out, or do (a difficult job); to solve (a difficult problem). iç i dar impatient, restless (person). iç i daralmak to be depressed, be distressed. iç i dayanmamak /a/.
32. to be unable to stand by and do nothing.
33. for (one´s) conscience not to let one do (something).
34. not to be able to stand or bear (something) (because of jealousy). iç ine dert olmak to be unhappy at having failed to accomplish (something). iç i dy?y bir unaffected, free of hypocrisy, genuine. iç i dy?yna çykmak.
35. to vomit, throw up.
36. to have been so bounced about and jolted that one feels nauseated. iç inden do?mak see: iç inden gelmek. iç ine do?mak /yn/ intuitively to feel that, have a feeling that (something is going to happen): Böyle bir ?ey olaca?y içime do?mu?tu. I´d had a feeling something like this would happen. iç ine dokunmak /yn/ to sadden; to pain. iç donu underpants. iç ini dökmek /a/ to pour out one´s troubles (to), unburden oneself (to). iç dünya (a person´s) inner world, inner self. iç i erimek to be greatly worried. inside , internal , intrinsic. interrior. indoor. inner.
37. inside. internal. intrinsic. domestic. in. inner. the interior. the inside. the inner part of surface. among. internal organs of the body. heart. mind. will. home. internal politics. inward. inward meaning. kernel.
 Deutsch/German/Almanca Almanca Anlamı
1. innere. inner.
İspanyolcaFransızcaAlmancaPortekizceİtalyanca
i�i�i�i�i�

Start

Bu çeviriyi biliyorsanız:
Lütfen sözlüğe ekleyerek katkıda bulunun

Seslisozluk forumu
Traslations and translators, grammar, education, language clubs articles, letter writing, teaching and learning language, TOEIC TOEFL KPDS, Students abroad

Kelime Hafıza Testi
Sesli sözlükte ne aradığınızı hatırlıyormusunuz? Sözlük hafızanızı test edin. Kelime hafızanızı geliştirin. Test sonunda sözlük hafıza testi karneniz, çeviri raporunuz sunulmaktadır.
Sözlük Testi
Sözcük gücünüzü seslisozluk sözlükte test edin. Sözlükten rastgele hazırlanmış kelimeler ile sözcük dagarcığınızı geliştirin, çeviri gücünüzü arttırın.