seslisozluk

  İngilizce-Türkçe-Almanca sözlük

Lütfen bir kelime girip 'Enter' a yada Ara tuşuna basınız. Ana Sayfa | Kayıt | Giriş yap | Turkish/Türkisch/Türkçe English/Englisch/ingilizce Deutsch/German/Almanca
  Mobile sozluk Cep-Sözlük | Sözlük-Forum | Araçlar yeni | Hakkımızda | Erişim | SSS | Linkler | Şifremi unuttum  | Sözlüğe Kelime Ekle 
 En son aradıklarınız
 Başkaları ne arıyor     * 
handful, bluff, kireçlenme, kavramak, gesture, zevk, step down, augment, unchain, match, whys, good night, noboby move, indinas epices, strapped, zevk, absolutely, foremost, accompany, surec,

Seslisozluk.com : "Bilgilerini paylaşan kullanıcıların kurduğu online sözlük"

Seslisozluk.com un hedefi kullanıcıların dil bigilerini paylaşacağı bir ortam sağlamaktır. Sözlüğe katkıda bulunarak bilginizi tüm dünya ile paylaşabilirsiniz. Sözlükte arama yapmanın yanında, kullanıcılara birçok dünya dilinde soru sorabilir ve soruları cevaplayabilirsiniz. Yabancı dil seviyenizi geliştirmek için Sözlük tesi ve Hafıza teslerinden faydalanabilirsiniz.
 Turkish/Türkisch/Türkçe Türkçe Anlamı
Sesli dinlemek için giriş yapınız
1. Görme organı. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. İyi veya kötü nitelikler, tutkular, duygular anlatan bakış. Bakış, görüş. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak:"Asıl felaket bu pınara sırt çevirmek, bu pınarın gözlerine taş tıkamak değil de ne olurdu?"- T. Buğra. Delik, boşluk:"Köprünün gözleri karış karış kazılmıştır."- S. F. Abasıyanık. Çekme, çekmecelerin her biri. Terazi kefesi. Kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında bir şeye kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk, nazar:"İnsanı gözle yiyip bitirirler."- Ö. Seyfettin. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Bölüm, hane. Bazı yaraların uç bölümü.
 English/Englisch/ingilizce İngilizce Anlamı
Sesli dinlemek için giriş yapınız
1. eye. optic. optical. ocular. orbital. ophthalmic. eye. orbit. orb. blinker. sight. cell. compartment. drawer. cubbyhole. cubby. cubicle. cuddy. eyehole. glim. optic. opto-.
2. drawer. eye.
3. eye, optic, optical, ocular, orbital, ophthalmic. eye; sight; cell, compartment, drawer, cubbyhole, cubby, cubicle, cuddy; eyehole, small hole (as in a needle); optic; blinker; orbit, orb. opto. "eye; glance, look; compartment, section, division; drawer, locker; (a?) mesh; spring, source; bud".
4. eye.
5. sight, vision.
6. eye, manner or way of looking at a thing; estimation; opinion.
7. fountainhead, source (of a stream or river); spring.
8. eye (of a needle).
9. division, section, compartment; pigeonhole; cubbyhole.
10. drawer (in a piece of furniture).
11. pan (of a balance).
12. evil eye.
13. bad luck inflicted by an evil eye.
14. esteem, favor, friendly regard.
15. rudimentary bud.
16. eye (on a potato).
17. eye, the depression at the calyx end of some fruits.
18. section, division, square (on a game board).
19. central core (of a boil).
20. eye (in cheese); hole (in bread).
21. desire, interest. göz ünde /yn/ in the eyes of. göz ü aç greedy, avaricious, insatiable. göz açamamak to have no rest or respite. göz ü açyk clever, sharp, wide-awake, shrewd. göz ü açyk gitmek to die without having fulfilled one´s desire. göz ü açylmak to become shrewd. göz açyp kapayyncaya kadar/ göz açyp kapamadan in the twinkling of an eye, in an instant. göz lerini açmak to wake up. göz ünü açmak.
22. to keep one´s eyes open, watch out, be wary, be on guard.
23. /yn/ to enlighten (someone), open (someone´s) eyes.
24. to be enlightened.
25. /yn/ to take (a virgin) to bed.
26. /da/ to have intercourse for the first time (with). göz açtyrmamak /a/ to give no respite to, give (someone) no chance to do anything else. göz ünü a?artmak to open one´s eyes wide (in astonishment or anger). göz a?rysy.
27. eyestrain.
28. one´s old or first love or sweetheart. göz ahbaply?y/a?inaly?y knowing someone by sight. göz ü akmak to be blinded (by accident). göz e ak dü?mek to get a cataract in one´s eye. göz alabildi?ine as far as the eye can see: göz aldanymy/aldanmasy optical illusion. göz alycy eye-catching. göz almak to dazzle. göz e almak /y/ to risk, accept the risk of, take or run the chance of. göz ardy etmek /y/ to undervalue, pay insufficient attention to. göz ü arkada kalmak to leave with something left undone or with a desire left unsatisfied. göz a?inaly?y slight acquaintanceship. göz atmak /a/ to take a glance at, run an eye over. göz ün/ göz ünüz aydyn! I´m happy for you!/Congratulations! (said to one whose long-awaited wish has come true). göz aydyna gitmek /a/ to visit (someone) to congratulate him/her. göz ünü ayyrmamak /dan/ not to take one´s eyes off of. göz aynasy ophthalmoscope. göz lerini ba?y?lamak to donate one´s eyes on death. göz ünü ba?lamak /yn/.
29. to blindfold.
30. to hoodwink. göz ü ba?ly.
31. blindfolded.
32. blindly, blindfoldedly.
33. bewitched. (...) göz üyle bakmak /a/ to look at (someone, something) from the point of view of. göz bankasy eye bank. göz banyosu.
34. eyewash.
35. colloq. girl-watching. göz e batmak.
36. to stick out, hit one in the eye.
37. to attract attention. göz leri bayylmak for one´s eyes to have a sleepy or desirous look. göz lerini belertmek to open one´s eyes wide (in astonishment or anger). göz boncu?u blue bead (worn to avert the evil eye). göz boyamak to mislead, delude, deceive, hoodwink, pull the wool over someone´s eyes. göz leri bu?ulanmak/bulutlanmak for one´s eyes to fill with tears. göz ü bulanmak for one´s eyes to become clouded over. göz ü büyükte olmak to be full of ambition. göz leri büyümek to open one´s eyes wide (in surprise, with terror). göz ünde büyümek /yn/ to assume great proportions to (someone). göz ünde büyütmek /y/ to blow up (something, someone) out of proportion. göz leri çakmak çakmak olmak for one´s eyes to be bloodshot. göz ünün çapa?yny silmeden the first thing on awakening, before wiping the sleep from one´s eyes. göz e çarpmak to strike or catch one´s eyes; to be conspicuous. göz leri çekik having slanting eyes, slant-eyed. göz den çykarmak /y/ to be prepared to pay; to be willing to give up or sacrifice (something). göz ünü çykarmak /yn/ to do the worst possible job of (something), ruin, spoil. göz üm çyksyn/kör olsun Strike me blind if .... göz çukuru anat. orbit, eye socket. göz leri çukura gitmek/kaçmak to become hollow-eyed. göz ünü daldan budaktan/çöpten esirgememek/sakynmamak to disregard dangers. göz ü dalmak to gaze vacantly, stare into space. göz damlasy med. ey. eye. cell.
38. drawer. eye. sight. seeing. attitude. way of behaving. water spring. of a needle eye. division. part. the evil eye. bad luck caused by another's envy. love. friendship. esteem. bud. square. case. bin. source. orifice. bord. rack. pane. partition. pore.
 Deutsch/German/Almanca Almanca Anlamı
1. auge.
İspanyolcaFransızcaAlmancaPortekizceİtalyanca
(el) ojoœil (un)

Start

Bu çeviriyi biliyorsanız:
Lütfen sözlüğe ekleyerek katkıda bulunun

Seslisozluk forumu
Traslations and translators, grammar, education, language clubs articles, letter writing, teaching and learning language, TOEIC TOEFL KPDS, Students abroad

Kelime Hafıza Testi
Sesli sözlükte ne aradığınızı hatırlıyormusunuz? Sözlük hafızanızı test edin. Kelime hafızanızı geliştirin. Test sonunda sözlük hafıza testi karneniz, çeviri raporunuz sunulmaktadır.
Sözlük Testi
Sözcük gücünüzü seslisozluk sözlükte test edin. Sözlükten rastgele hazırlanmış kelimeler ile sözcük dagarcığınızı geliştirin, çeviri gücünüzü arttırın.