seslisozluk

  İngilizce-Türkçe-Almanca sözlük

Lütfen bir kelime girip 'Enter' a yada Ara tuşuna basınız. Ana Sayfa | Kayıt | Giriş yap | Turkish/Türkisch/Türkçe English/Englisch/ingilizce Deutsch/German/Almanca
  Mobile sozluk Cep-Sözlük | Sözlük-Forum | Araçlar yeni | Hakkımızda | Erişim | SSS | Linkler | Şifremi unuttum  | Sözlüğe Kelime Ekle 
 En son aradıklarınız
 Başkaları ne arıyor     * 
scurvy, bicultural, additional, ince, soyulmak, senin, cherish, missile, foliage, such as, wacked, skyskrepter, chlorofluorocarbon, degrade, replace, stagger, mınımıte, sarılmak, open minded, stockpile,

Seslisozluk.com : "Bilgilerini paylaşan kullanıcıların kurduğu online sözlük"

Seslisozluk.com un hedefi kullanıcıların dil bigilerini paylaşacağı bir ortam sağlamaktır. Sözlüğe katkıda bulunarak bilginizi tüm dünya ile paylaşabilirsiniz. Sözlükte arama yapmanın yanında, kullanıcılara birçok dünya dilinde soru sorabilir ve soruları cevaplayabilirsiniz. Yabancı dil seviyenizi geliştirmek için Sözlük tesi ve Hafıza teslerinden faydalanabilirsiniz.
 Turkish/Türkisch/Türkçe Türkçe Anlamı
Sesli dinlemek için giriş yapınız
1. Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Koymak:"Mermer masaya bir yirmi beşlik bıraktı."- T. Buğra. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Unutmak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek:"Cemal Paşada anlamadığı işi ehline bırakmak meziyeti vardı."- F. R. Atay. Engel olmamak:"Bırak, burasını benim defterimden okuyayım."- Ö. Seyfettin. Sarkıtmak. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak:"Hayata gözlerini kaparken ardında yedi yaşında bir oğul, on iki yaşında bir kız bırakıyordu."- C. Uçuk. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek:"Gerçekten sigarayı bıraktı, bıraktı ama huzuru da, sükûnu da kalmadı."- H. E. Adıvar. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak:"Bu yazarın bir de Fransızca kitabını almıştım, ama sıkılmış bırakıvermiştim."- R. H. Karay. Bıyık veya sakal uzatmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak:"Bıraksam, acaba beyaz bir çift güvercin gibi uçarlar mı?"- R. H. Karay. Boşamak:"Bıraktıkları zevcelerini yine canları isterse tekrar alabilirler."- Ö. Seyfettin. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek:"Mahalle arasındaki küçük dükkânını bırakarak karısını, şehrin başka bir tarafında bir eve yerleştirdi."- P. Safa. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek:"Başkalarına on ikiye veriyoruz, ama, sana onar kuruştan bırakayım."- M. Ş. Esendal. Bakılmak, korunmak için vermek. Yanına almamak, yanında götürmemek:"Telgrafhanede bir zabit bırakarak işinin başına gitmesini rica ettim."- Atatürk. Sahiplik hakkını başkasına vermek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek.
 English/Englisch/ingilizce İngilizce Anlamı
Sesli dinlemek için giriş yapınız
1. break oneself of a habit. leave. let go. let. abandon. release. discontinue. quit. drop. stop. give up. go without. let smb. have it. walk out. allow. chuck. consign. demise. dismiss. dispose of. drop in. drop out. edge out. expose. fail. take one's.
2. abandon. abdicate. allow. cede. chuck. concede. deposit. desist. discontinue. dismiss. ditch. drop. forgo. forsake. grow. leave. let. park. permit. quit. release. relinquish. renounce. tip.
3. leave, let go, let, abandon, release, discontinue, quit, drop, stop, give up, go without, let smb. have it, walk out, allow, chuck, consign, demise, dismiss, dispose of, drop in, drop out, edge out, expose, fail, take one's farewell of, forego. "to leave; to stop, to give up, to quit, to drop out, to cut sth out, to cease, to discontinue, to desist, to renounce; to stop going out (with), to ditch; to let, to allow, to permit; to let go; to let sb out; to drop; to set free, to release; to forgo, t".
4. /y, da/ to leave (something, someone) (in) (a place); /y, a/ to leave (someone, something) with (someone), leave (someone, something) in the care of (someone).
5. /y, a/ to leave, put (something, someone) on or in (a place).
6. /y/ to let go of, stop holding: Beni byrak! Let go of me!.
7. /y/ to leave, abandon, desert.
8. /y/ to quit (a job).
9. to stop, desist; /y/ to stop doing, quit doing (something): Byrak Allah a?kyna! Stop it for God´s sake!.
10. /y, a/ to leave (something) until (a future date), put (something) off until (a future date).
11. /y, a/ to entrust (a job) to (someone); to hand over, turn over, relinquish (a job, a responsibility) to (someone).
12. /y/ to leave (someone, something) alone, let (someone, something) be, leave (someone) in peace.
13. /y, a/ to let (one´s hair) hang down to (a specified level).
14. /y/ to grow (a beard, a mustache).
15. /a, y/ to let (someone) have the use of (something), let (someone) have (something), let (someone) borrow (something).
16. /y, a/ to leave (something) to (someone), let (someone) have (something); to bequeath (something) to (someone).
17. /a, y/ (for something) to bring (someone) (a specified amount of profit), leave (someone) with (a specified amount of profit).
18. /y/ to give up (a habit): Sigarayy byrakty. He´s given up smoking.
19. /y/ to leave, cease to give one´s attention to (a matter); to forget about, disregard, write off (someone or something regarded as worthless): Bunu ?imdilik byrakalym. Let´s leave this for the time being. Onu byrak! Forget about him!.
20. /y/ to set (a captive person or animal) free.
21. /y/ to let, allow (someone) (to do something) (often used in the imperative): Byrak, onlara yardym edeyim! Let me help them! Ö?retmen onu öbür çocuklarla oynamaya byrakmady. The teacher didn´t let him play with the other children.
22. /y, a/ to let (someone, an animal) go to or into (a place): O gün beni okula byrakmadylar. That day they didn´t let me go to school. Beni içeriye byrakmady. He didn´t let me go in.
23. /y/ to leave (a spouse).
24. /y/ to leave (a stain, a mark).
25. /y/ to leave (someone, something) (in an undesirable state): Köpe?i bütün gün aç byraktylar. They let the dog go hungry all day. Çocu?u öksüz byraktylar. They left the child an orphan. Evi darmada?ynyk byrakty. He left the house in a real mess.
26. /y/ (for a teacher) to make (a student) repeat a grade, fail, flunk (a student).
27. /y, a, dan/ to sell (something) to (someone) for (a specified price), let (someone) have (something) for (a specified price).
28. (for something) to come unglued. Byrakty?ym çayyrda/yerde otluyorsun. colloq. You´re still doing what you´ve always done. Byrak ki .... and even if I did ...: O i?i yapmak istemiyorum, byrak ki vaktim de yok. I don´t want to do that job; and even if I did, I don´t have the time. ". drop , release. allow.
29. to leave. to quit. to abandon. to let go off. to relinquish. to allow. beard to grow. examination to fail a student. to put down. to deposit. to entrust. to bequeath. to put off. to postpone.
 Deutsch/German/Almanca Almanca Anlamı
1. lassen. ablegen. abschwenken. aufgeben. belassen. bleiben lassen. preisgeben. sich lossagen. stehenlassen. verlassen. (bir yerde) liegenlassen. (birinin kararına/isteğine) überlassen. freistellen. (gelecek kuşaklara) überliefern. (görevi) quittieren. sein lassen. loslassen. hinterlassen. vererben. sitzen lassen. weglassen. abtun. freilassen. abgeben. zurücklassen. antun. anvertrauen.

Start

Bu çeviriyi biliyorsanız:
Lütfen sözlüğe ekleyerek katkıda bulunun

Seslisozluk forumu
Traslations and translators, grammar, education, language clubs articles, letter writing, teaching and learning language, TOEIC TOEFL KPDS, Students abroad

Kelime Hafıza Testi
Sesli sözlükte ne aradığınızı hatırlıyormusunuz? Sözlük hafızanızı test edin. Kelime hafızanızı geliştirin. Test sonunda sözlük hafıza testi karneniz, çeviri raporunuz sunulmaktadır.
Sözlük Testi
Sözcük gücünüzü seslisozluk sözlükte test edin. Sözlükten rastgele hazırlanmış kelimeler ile sözcük dagarcığınızı geliştirin, çeviri gücünüzü arttırın.