to be ashamed (of), to be embarrassed, to blush, to feel cheap, to look small, to feel small
en
utanmak
to be ashamed, feel ashamed
en
utanmak
to be shy or bashful
en
utanmak
feel cheap
en
utanmak
be embarrassed
en
utanmak
be ashamed of
en
utanmak
to feel too ashamed to (do something)
en
utanmak
to be too shy to (do something)
en
utanmak
to be embarrassed
en
+- Turkish - Turkish translation for "utanma"
Utanma
yüz
tr
utanma
Utanmak durumu, teeddüp
tr
utanma
Utanma duygusu
tr
Utanmak
TAHAŞİ
tr
Utanmak
arlanmak
tr
Utanmak
mahcup olmak
tr
utanmak
Sıkılmak
tr
utanmak
Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, korkmak, mahcup olmak:"Düğün sofrasında kendisinden başka böyle çatal tutanı göremeyince pek utandı."- A. Gündüz
tr
utanmak
Sıkılmak:"Hayır, edebiyattan değil, karşısında şimdiden aczini duyduğum okuyucudan utanıyorum."- A. Haşim. Çekinmek:"Birbirimizden utanarak karşı karşıya on dakika sustuk."- Y. Z. Ortaç
tr
utanmak
Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, korkmak, mahcup olmak
tr
utanmak
Çekinmek
tr
+- Turkish - German translation for "utanma"
utanma
Scham [die]
de
utanmak
schämen
ry
utanmak
sich schämen
de
utanmak
sich genieren, sich schämen
de
+- Turkish - Greek translation for "utanma"
utanma
ντροπή, αιδώς. ~ duygusu αίσθημα ντροπής
el
utanmak
ντρέπομαι
el
+- Turkish - French translation for "utanma"
utanma
honte [la], pudeur [la], pudibonderie [la]
fr
utanmak
avoir honte
fr
utanmak
avoir honte, baisser l'oreille, baisser la tête
fr
utanmak
baisser la tête
tr
My favorite language pair: and Your favorite languge pair will be displayed first and additionally if checkbox is checked only this pair will be displayed!