| Adalet | hak | tr |
| ADALET | Herkesin hakkını tanıma; karşılıklı zıt yararlar arasında hakka uygun olan eşitlik ve denge Hukuk | tr |
| ADALET | Zulüm etmemek. Herkese hakkını vermek ve lâyık olduğu muâmeleyi yapmak. Mahkeme. Hak kanunlarına uygunluk. Haksızları terbiye etmek. İnsaf. Mâdelet. Dâd. Cenab-ı Hakk'ın emrini emrettiği şekilde tatbik etmek. Suçluya Allah'ın emrini icra etmek.Adâlet iki şıktır. Biri mübet, diğeri menfidir. Müsbet ise; hak sahibine hakkını vermektir. Şu kısım adâlet; bu dünyada bedahet derecesinde ihâtası vardır. Çünkü her şeyin istidat lisaniyle ve ihtiyac-ı fıtrî lisaniyle ve ıztırar lisaniyle Fâtır-ı Zülcelâl'den isted | tr |
| Adâlet | KAVAM | tr |
| Adâlet | MUADELE | tr |
| adalet | Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme | tr |
| adalet | alışmaktır."- Anayasa | tr |
| adalet | Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk, türe | tr |
| adalet | doğruluk, hakkaniyet | tr |
| adalet | Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması | tr |
| adalet | Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları | tr |
| adalet | Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk, türe:"Devletin temel amaç ve görevleri ... kişinin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya | tr |
| adalet | Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme:"Germiyan'da Süleyman Şahımız adaletle hüküm sürer."- F. F. Tülbentçi | tr |