| ders | Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi:"Mektepten kaçmıyor, bazı derslerden zevk alıp saatlerce çalıştığım oluyordu."- S. F. Abasıyanık | tr |
| DERS | Tenbih, tâlimat, vazife. Bir şeyi öğrenmek için muallim veya o işi iyi bilen birisinden azar azar alınan vazife | tr |
| DERS | Akıl | tr |
| ders | Bir olayın bellekte bıraktığı öğretici iz, öğüt, ibret:"En iyisi, kıyının verdiği şu ekoloji dersini uygulamak mı dersiniz?"- H. Taner | tr |
| ders | Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre. Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi:"Bir yakınlık kurmak için derslerini soracak oluyordu."- N. Cumalı | tr |
| Ders | sebak | tr |
| ders | Bir olayın bellekte bıraktığı öğretici iz, öğüt, ibret | tr |
| ders | Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre | tr |
| ders | Öğretmenin öğrenciye sınıfta, belirli bir sürede verdiği bilgi | tr |
| ders | Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi | tr |